3 Haziran 2026 Çarşamba

Bir Deniz Yıldızı, Bir Hayat ve 22 Yıl Sonra Gelen Telefon

 

Hayatın insanı ne zaman ödüllendireceği gerçekten belli olmuyor.

Bazen yıllarca emek verir, karşılığını alamadığınızı düşünürsünüz. Bazen kurduğunuz projelerin istediğiniz kadar büyümediğini, hayal ettiğiniz dönüşümlerin gerçekleşmediğini görürsünüz. Bazen de yaptıklarınızın boşa gittiğini zannedersiniz.

Sonra bir gün telefon çalar.

Dün benim için tam olarak böyle bir gün oldu.

Yaklaşık 22 yıl önce birlikte çalıştığımız üç eski çalışma arkadaşım ortak bir WhatsApp grubu kurmuş. Ardından görüntülü arayarak bana ulaştılar. Her biri bugün kendi alanında başarılı olmuş, meslek sahibi olmuş insanlar.

Konuşma sırasında söyledikleri bazı cümleler beni hem duygulandırdı hem de düşündürdü.

“Birlikte yaşadığımız günler çok farklıydı.”

“Hayatımızdaki ilk önemli deneyimleri orada yaşadık.”

“Hâlâ o günleri konuşuyoruz.”

“Sen yaptıklarınla zamanının çok ilerisindeydin.”

“Bizim için bir idol oldun.”

Bu sözleri duymak benim için büyük bir mutluluktu.

Daha da güzeli, o günlerde ayakkabı mağazasında çalışan gençlerden birinin arkeolog olması, bir diğerinin akademik çalışmalar yapması, bir diğerinin iletişim alanında önemli deneyimler kazanmasıydı.

Onlara baktığımda içimden şu geçti:

Belki o günlerde büyük bütçelerimiz yoktu.

Belki elimizde güçlü kurumlar yoktu.

Belki hiçbir siyasi, ekonomik veya sosyal gücün desteğini almıyorduk.

Ama bir şey yapıyorduk.

Kendimizi geliştirmeye çalışıyorduk.

Birbirimizi geliştirmeye çalışıyorduk.

Öğrenmeye, üretmeye ve yeni şeyler denemeye çalışıyorduk.

Bugün toplumda birçok insan eğitimden, gelişimden veya fırsatlardan söz ederken çözümü devlette, kurumlarda veya çeşitli yapılarda arıyor.

Oysa bizim hikâyemiz başka bir şeyi gösteriyor.

İnsan bazen çok büyük sistemleri değiştiremez.

Bir ülkeyi dönüştüremez.

Bir toplumu tek başına yeniden şekillendiremez.

Ama bir insanın hayatına dokunabilir.

Bir gencin kendine güvenmesini sağlayabilir.

Bir insanın ufkunu genişletebilir.

Bir başkasının geleceğine küçük de olsa katkı sunabilir.

Ve yıllar sonra dönüp baktığında, o küçük dokunuşların aslında ne kadar büyük sonuçlar ürettiğini görebilir.

Bu olay bana yıllardır sevdiğim bir hikâyeyi yeniden hatırlattı.

Sahilde binlerce deniz yıldızı kıyıya vurmuştur. Bir çocuk onları tek tek denize atmaktadır.

Yanına gelen biri sorar:

“Bu kadar deniz yıldızı varken senin yaptığının ne önemi var?”

Çocuk elindeki deniz yıldızını denize bırakır ve cevap verir:

“Onun için çok şey değişti.”

Belki hayatın anlamı tam olarak burada gizlidir.

Belki bütün dünyayı değiştiremeyiz.

Belki bütün sistemi dönüştüremeyiz.

Belki bütün sorunları çözemeyiz.

Ama dokunduğumuz insanların hayatında olumlu bir iz bırakabiliriz.

Dün aldığım telefon bana bir kez daha bunu hatırlattı.

Bazen yıllarca sonuç alamadığınızı düşünürsünüz.

Sonra bir gün geriye dönüp baktığınızda, aslında bazı tohumların çoktan filizlenmiş olduğunu görürsünüz.

Ve o an anlarsınız:

Yaptığınız her şey boşa gitmemiştir.

Belki sadece meyvesini görmek için biraz daha zamana ihtiyaç vardır.

Bir Deniz Yıldızı, Bir Hayat ve 22 Yıl Sonra Gelen Telefon

  Hayatın insanı ne zaman ödüllendireceği gerçekten belli olmuyor. Bazen yıllarca emek verir, karşılığını alamadığınızı düşünürsünüz. Baze...